Wow, now we can pin war crimes on artificial intelligence instead of commanders.
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın borsada nisan ayında Özata Denizcilik’ten aldığı 63 milyon TL’lik hisseyi fon skandalı patlak vermeden kısa süre önce 1,3 milyar TL’ye sattığını iddia etti.
Bahçelievler 1. Olağan İlçe Kongresi’nde basın açıklaması yapan Emre, “İşlem 8 Nisan’da başlamış; 16 Eylül olmadan, eylül ayı içinde birileri kulağına fısıldamış gibi peş peşe bunları çekmişler. 4-5 ayrı işlemde, 4’ü Türkiye uzantılı hesap numarası. biri ise Türkiye dışı uzantılı hesaplar. Ne söylesek inkâr ediyorlar ya. Hesap numarasını da söyleyebilirim. Bu tabloyu milletimizin takdirine sunuyoruz.” dedi.
Zeynel Emre şunları söyledi:
“Mesela holdinglerden biri 2025 yılında 46 liradan halka arz oluyor. 20 ayda 46 liradan 4 bin liraya çıkıyor hisse senedinin tanesi. Hiçbir üretim yok… AKP Genel Merkezinde, genel merkez düzeyinde, bakanlık yapmış isimler düzeyinde var mıdır acaba? Soruşturma kapsamında ismi geçen. Soruyoruz dedik, geçen hafta bir basın toplantısıyla. Ses geldi mi, gelmedi mi? Yine sorduk dedik ki ya Maliye Bakanı ve SPK Başkanı 10 ay önce şüpheli işlemler olduğunu söylemiş. 10 ay boyunca neden kimse bu işlemlerin durdurulması için bir şey yapmamış. Faaliyetine izin vermiş. Çünkü kendi paraları var, eşlerinin dostlarının paraları var. Onları çekmek istiyorlar. AKP Genel Başkan Yardımcısı, şu an görevde. Fatma Betül Sayan Kaya, daha önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, yani gerek ülkemizdeki yoksul çocukların, şiddet gören kadınların sosyal politikalar anlamında gerçekten zor durumda olan insanların haklarını savunmak amacıyla göreve getirilmiş bakan. Şimdiki görevi de Sosyal Politikalar Başkanı, yani partide de aynı görevi yapsın diye o göreve getirmişler. Bu hanımefendi ne yapmış? 8 Nisan’da başlıyor. Bakın, 255 liradan Özata hisseden, 250 bin adet almış. Eylül ayına geldiğinde bunun Türkiye de şimdi buradan duyacak, 4 bin 482 liradan satmış. Bakın 250 almış, 4 bin 882 liradan satmış. Ne kadar yatırmış? 63 milyon 359 bin para yatırmış. 1 milyar 344 milyon lira çekmiş. 4 ayda. Şimdi bu ülkede bakanlık, milletvekilliği yapmış, bu millet sizi böyle onurlandırmış, ödüllendirmiş. Yetmemiş size bu Türkiye’de hangi işe para yatırsanız 20 kata yakın normal bir kâr olmayacağını bilmesi gereken pozisyonda biri değil mi? 255 lira neresi, 4 bin 482 lira.”
Emniyet Teşkilatı Sendikası, iki günde dört emniyet mensubunun intihar ettiğini belirterek, "İvedi bir şekilde emniyet mensuplarının sosyal, kültürel ve ekonomik hak ve beklentilerini karşılayacak meslek kanunu ve iyileştirmeler bir an önce hayata geçirilmelidir" açıklamasını yaptı.
Kurtlar Vadisi Pusu'da Kaşifoğlu (Kaşif Kozinoğlu) karakterinin ölüm sahnesinin yayınlandığı bölüm: 139. bölüm (8 Aralık 2011)
Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm tarihi: 12 Kasım 2011
Ne diyorlar: "Dizide öldükten 3 gün sonra gerçekte öldürüldü." (Yalan)
Gerçekte ne oluyor: Gerçekte öldükten 26 gün sonra dizide öldürülüyor. (Gerçek)
Birileri biz senin yerine düşünürüz, senin yerine sorgularız, senin yerine konuşuruz dediğinde ve toplum kabul ettiğinde olacak olan budur. Yeni bir tarih yazılır, yeni bir gerçek yaratılır, toplum da ona çizilen gerçeğin içinde huzurla yaşar.
Mehmet METİNER, 5 Mart 1960, Adıyaman (Kahta) doğumlu, kürt kökenli gazeteci, yazar ve siyasetçi.
Siyasi Parti Geçmişi
- Refah Partisi (1995–1998): Siyasi kariyerine İslamcı kanatta başladı.
- Fazilet Partisi (1998–2000): Parti kapatılana kadar üyelik sürdürdü.
- HADEP (2000–2001): Genel başkan yardımcılığı görevinde bulundu, bir yıl sonra ayrıldı.
- Bağımsız (2001–2011): Herhangi bir siyasi partiye üye olmadı.
- Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) (2011–günümüz): Siyasi faaliyetlerine bu parti altında devam etti.
-
İnsanlar ikiye ayrılır, bazılarına bir gerçek sunulur ve onlar ömürlerini kendilerine sunulmuş o gerçekte geçirirler.
-
Ya diğerleri,
-
Onlar gerçeğe müdahale eder, değiştirir, yeniden başka bir gerçek yaratır.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, PKK terör örgütünün sözde silah bırakma sürecine ilişkin mesajlar verdi.
NTV canlı yayınında Burak Özcan ve Burcu Kaya’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Bakan Fidan şunları söyledi:
“Gönül ister ki tabii daha hızlı olsun her şey. Mesela örgüt Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini deklare etmiş. Geldiğimiz nokta şimdi Eylül 2026’dayız. Bir yıldan fazla bir zaman geçmiş. Silahların bırakılmasıyla ilgili somut adımların atılması şu ana kadar gerçekleşmedi. Bundan sonra gerçekleşmesi için işte birtakım mekanizmaların hayata geçmesi, onun için zaman faktörünün önemli olduğunu düşünüyorum. Daha hızlı olabilir ama dediğim gibi dikkatli olmak gerekiyor. Şu anda ortaya konmuş birtakım beyanlar, iradeler var ama pratikte tehdidin kendisini lağvetmesi, tehdit olmaktan çıkartması önemli. Bunu da çok yakından takip etmek gerekiyor.”
IRAK’IN KUZEYİ
Burada artık ne Suriye’de ne Irak’ta o ülkenin silahlı unsurları dışında herhangi bir silahlı unsurun barınmasına izin verecek ne siyasal ortam var, ne işgal ortamı var, ne artık anlayış var. Her iki ülkenin iktidarı da bu konuda kararlı, hem Bağdat hem Şam, kendi ülkelerinde kendi silahlı kuvvetleri dışında silahlı grupların, örgütlerin olmaması konusunda.
Bir insanın Türkiye’de bir derdi varsa yapacağı tek bir iş, gelecek burada açıktan siyaset yapacak, kendi derdini halka götürecek, halktan destek alacak, zorlanacak, düşecek, kalkacak ama o siyaseti yapacak. Ve Cumhurbaşkanımız öyle yaptı, diğerleri öyle yaptı. ‘Yok ben kafama yatmadı, ben gidip silah alayım.’ O zaman devleti karşınızda bulursunuz. Dolayısıyla ne Suriye ne Irak artık kendi için topraklarının PKK veya bir başka örgüt tarafından işgal edilmesine, silahlı gruplar tarafından kontrol edilmesine, bu grupların ülkede cirit atmasına kimse izin vermiyor artık. Gelinen nokta bu. Dolayısıyla bu Terörsüz Türkiye için tamamlayıcı bir nokta. İnşallah burada güzel bir imkan var. Umarız örgüt bu imkanı iyi değerlendirir. Karşılıklı atılacak adımlarla da bu sorunu inşallah kalıcı olarak gündemimizden çıkartırız.” Husilerin saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan’ın özellikle teknik konularda askeri ihtiyaçlarının olabileceğini belirterek, “Bunu karşılama yönünde de bir sıkıntımız olmaz” dedi.
Hakan Fidan; Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Mekke İttifakı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye karşıtı açıklamaları, Suriye’deki gelişmeler, Gazze, Rusya-Ukrayna Savaşı, Ege’deki durum, Terörsüz Türkiye süreci ve yapay zekaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı’nın askeri bir angajmana girip girmeyeceğine ilişkin soru üzerine Fidan, şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve altyapısına çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. Bizim anlaşmamıza baktığımız zaman ülkelerin birbirlerine karşı bir müttefiklik sorumluluğu var. Cumhurbaşkanımız da sözünün eri olan bir lider. Devlet olarak imza attığımız bir konu var. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Özellikle durum analizlerini değerlendiriyoruz.”
Suudi Arabistan’ın ABD ile İran arasındaki çatışmanın parçası haline getirilmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Fidan, şöyle devam etti:
“Suudi Arabistan bu denklemin dışında tutulmalı çünkü kendileri de buna katılmaya yönelik bir arayış içerisinde değiller. Geldiğimiz noktada Mekke İttifakı üyeleri olarak biz durumu yakından takip ediyoruz. Kamuoyuna yansımayan birtakım görüşmelerimiz var. Bu noktada askeri ihtiyaçları, özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu karşılama yönünde de bir sıkıntımız olmaz.”
‘MEKKE İTTİFAKI ÇOK OYUN DEĞİŞTİRİCİ BİR PLATFORM OLACAK’
Mekke İttifakı’nın kurumsallaşmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Fidan, anlaşmada öngörülen sekretaryanın kurulması ve askeri karargâhın hayata geçirilmesine yönelik hazırlıkların hemen hemen tamamlandığını bildirdi.
Fidan, “Bir anlayış birliğine ulaşmış durumdayız. Artık bundan sonra personel gönderip karargâhın işlemesi aşaması kaldı. Ben o konudaki süreçten memnunum” dedi.
İttifakın diğer bölge ülkelerinin katılımına da açık olduğunu belirten Fidan, “Burası büyümeyecekse zaten bir ittifak alanı olmaz. Biz bir kamplaşma yapmış oluruz. Bizim bölgesel vizyonumuz, mümkün olan çok sayıda bölge ülkesinin bir araya gelip ortak savunma alanı kurmasıdır” diye konuştu.
İttifakın “kağıt üzerinde kaldığı” yönündeki yorumlara da yanıt veren Fidan, şunları kaydetti:
“Bu türden itibarsızlaştırma operasyonları, basın eliyle, dezenformasyon yöntemleriyle aslında bunun bir yansıması. Buna biz gülüp geçiyoruz. Bu, aslı astarı olmayan bir şey. Daha üç ay önce imzalanan bir anlaşmanın bu kadar hızlı adım atıyor olmasına rağmen bu şekilde nitelendirilmesi, bir şeyi başlamadan bitirmeye yönelik. Göreceksiniz, Mekke İttifakı çok oyun değiştirici bir platform olacak.”
‘EKONOMİK YANSIMALAR TOLERE EDİLEBİLİR SEVİYEYİ GEÇTİ’
Babülmendep Boğazı’ndaki gerilimin sona erdirilmesine yönelik çok sayıda girişimin bulunduğunu belirten Fidan, sonuç alınabilmesi için bunların taraflarca kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
ABD ile İran arasındaki müzakerelerde son aylarda tıkanma yaşandığını ifade eden Fidan, “Yeni teklifler var, umarım kabul ederler. Yoksa kriz belli bir yere kadar tolere edildi ancak ekonomik yansımaları artık tolere edilebilir seviyeyi geçmeye başladı” dedi.
‘TÜRKİYE UCUZ KIŞKIRTMALARA GELECEK BİR DEVLET DEĞİL’
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Türkiye karşıtı açıklamalarını değerlendiren Fidan, Netanyahu’nun iç politikadaki konumunu güçlendirmek ve kendisini vazgeçilmez göstermek için arayış içinde olduğunu söyledi.
Türkiye düşmanlığının da bu politikanın bir ürünü olduğunu belirten Fidan, şöyle konuştu:
“Bunu hafife alıyor değiliz. Burada ortaya konan sözler ve tavırlar, yakından takip ettiğimiz hususlar. Bölge ülkeleriyle olan özellikle askeri işbirliklerini yakından takip ediyoruz. Umulur ki İsrail hem kendisinin hem de bölgenin çıkarına olacak; barışa, saygıya ve işbirliğine dayalı bir dış politikayı benimser. Aksi takdirde gerçekten sadece giderek yalnızlaşmakla kalmayacak, bunun bedelini bölgeyle beraber kendisi de ödeyecek.”
Netanyahu’nun Suriye’de sorun çıkararak bunu kalıcı hale getirmeyi ve kendisini İsrail toplumu için vazgeçilmez göstermeyi amaçladığını savunan Fidan, şunları söyledi:
“Türkiye bu türden provokasyonlara, ucuz kışkırtmalara gelecek bir devlet değil. Bölgede ortaklarımız var. İsrail sadece bölgeye değil, dünyaya da tehdit. Bu böyle olduğu sürece gereken cevabın verileceğini düşünüyorum.”
‘İSRAİL’İN TIKAYICI ROLÜ DEVAM EDİYOR’
Gazze Barış Planı’nın birinci aşamasından ikinci aşamasına geçilemediğini belirten Fidan, Hamas’ın birinci aşamada üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ancak İsrail’in yeni talepler ortaya koyduğunu söyledi.
Fidan, şöyle devam etti:
“İsrail kendisini bu anlaşmaya bağlı görmüyor. Şimdi en büyük problemimiz bu. Bir yıl aradan sonra buradaki kilitlenmenin aşılması gerekiyor ancak İsrail’in bu noktadaki tıkayıcı rolü devam ediyor. Uluslararası toplumun ve bu konuda görev alan ülkelerin bu tıkanmayı aşmak için çalışmaları gerekiyor.”
Gazze’ye ulaştırılan insani yardımların istenilen miktar ve hızda olmadığını belirten Fidan, İsrail’in bazı barınma malzemeleri, prefabrik yapılar ve inşaat malzemelerinin bölgeye girişine izin vermediğini söyledi.
İsrail’in Gazze’de seçilmiş hedeflere yönelik saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Fidan, Batı Şeria’da da yerleşimci şiddetinin giderek arttığını kaydetti.
‘SURİYE’DE PRATİK ADIMLARIN DA ATILMASI GEREKİYOR’
Suriye ziyaretine ilişkin bilgi veren Fidan, yeni Suriye yönetimiyle üzerinde çalışılması gereken çok sayıda dosya bulunduğunu söyledi.
İki ülke arasındaki konu ve projelerin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajlarını Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya ilettiğini bildirdi.
Fidan, görüşmede bölgesel istikrar, bölgedeki riskler, Suriye’deki entegrasyon süreci ve terörle mücadele dahil birçok konunun ele alındığını söyledi.
Suriye’deki entegrasyon sürecine ilişkin Fidan, şunları kaydetti:
“Şu anda yapılan beyanatlar, tavırların ortaya koyduğu niyetler fevkalade önemli. Kontrollü bir şekilde sürecin ilerletilmesine yönelik bir arzu görüyoruz taraflarda. Açıkçası bunu olumlu karşılıyor ve destekliyoruz. Şu anda ortaya konan beyanatlar iyi. Bunun gerisinde pratik adımların da atılması gerekiyor. Onu da yakından takip ediyoruz.”
‘RUSYA VE UKRAYNA’YA TEKLİF GÖNDERDİK’
Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasındaki karşılıklı saldırılara değinen Fidan, savaşın bitirilmesine yönelik girişimlerin kalıcı sonuç üretmesinin mevcut koşullarda zor göründüğünü ancak çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 2023’e kadar klasik savaş, 2025’e kadar yıpratma savaşı, daha sonra ise yok etme savaşı haline geldiğini belirten Fidan, enerji, ulaştırma ve diğer ticari alanların giderek daha fazla hedef alındığını ifade etti.
Karadeniz’de limanların ve deniz hareketliliğinin hedef alındığını kaydeden Fidan, şöyle konuştu:
“Şimdi biz her iki tarafa da bu konuda bir teklif gönderdik. Ona ilişkin çalışmalarımız var, cevapları bekliyoruz. Taraflardan da buna yönelik cevaplar geldi. Bir noktaya götürmeye çalışıyoruz bunu açıkçası. Burada tarafların önceki anlaşmanın uygulamasından aldığı derslerden hareketle uyumlaştırılması zor.”
Önceliğin tahılın Karadeniz’den çıkarılması olduğunu belirten Fidan, tahılın hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın sattığı bir ürün olduğunu belirtti.
‘UMARIZ KİMSE EGE’DE ÇILGINCA BİR HAREKET YAPMAZ’
Yunanistan’da iç siyasette Türkiye karşıtı söylemlerin kullanıldığını ifade eden Fidan, seçim atmosferi nedeniyle bu dilin bir süre daha devam edebileceğini söyledi.
Fidan, Türkiye ile Yunanistan arasında sorunların çözülmesi ve birbirlerine karşı sürpriz adımlar atılmaması konusunda anlayış birliğine varıldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Biz resmiyette olana bakıyoruz. Silahlı Kuvvetlerimiz ve Sahil Güvenlik ekiplerimiz hassas durumdalar. Umarız kimse orada çılgınca bir hareket yapmaz. İrrasyonel bir noktada, maceracı adımlarla gitme niyetleri olursa bu devletin ciddiyeti ve gücü herkes tarafından biliniyor.”
‘S-400 MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN YARATICI FİKİRLER VAR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılacak görüşmeye ilişkin de konuşan Fidan, CAATSA yaptırımlarının özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı açısından sorun oluşturduğunu söyledi.
Fidan, “Bunu kaldırmaya uğraşıyoruz. Bunun başlamasına sebep olan S-400 meselesinin çözüm yolunda da birtakım yaratıcı fikirler var. Bunları karşılıklı iyi niyetle hayata geçirmeye çalışıyoruz. İnşallah o konuda olumlu adımlar atacağız diye umut ediyorum” dedi.
ERDOĞAN’IN BM KONUŞMASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu’nda yapacağı konuşmaya ilişkin bilgi veren Fidan, Erdoğan’ın dünya sorunlarına Türkiye’nin getirdiği çözüm önerilerini içeren kapsamlı ve vizyoner bir konuşma yapacağını söyledi.
Fidan, Erdoğan’ın konuşmasında insanlık değerleri temelindeki çözüm önerilerinin yanı sıra yapay zekanın gelecekte doğurabileceği riskler karşısında ortak adım atılması gerektiğine ilişkin mesaj vereceğini bildirdi.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE DİYARBAKIR’DA OLUMLU YANKI BULDU’
Diyarbakır ziyaretine ilişkin konuşan Fidan, “Terörsüz Türkiye’nin orada inanılmaz derecede olumlu yankı bulduğunu gördüm. Zaten taban buna hazır” dedi.
Farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiğini belirten Fidan, Kürt kimliğinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik atılan adımlardan duyulan memnuniyeti dinlediğini söyledi.
‘YAPAY ZEKA ULUSAL GÜVENLİKLE İLGİLİ BİR KONU’
Yapay zeka alanında Türkiye’nin seferberlik başlatması gerektiğini ifade eden Fidan, ABD ve Çin’in kendilerini yeni bir çağa hazırladığını söyledi.
Bu teknolojinin gelecekte ülkeler arasında bir yaptırım aracına dönüşebileceğine dikkati çeken Fidan, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle birlikte büyük veri merkezleri kurması gerektiğini belirtti.
Fidan, “Bu, sıradan bir teknolojik rekabet meselesi değil. Ulusal güvenlikle ve var olmayla ilgili bir konu. Çok yukarıda bir konu. Konuyu oradan görüp, oradan götürmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "‘Öcalan'a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a adada bir ev yaptık...’ Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysaki şimdi toplumsal desteği artırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var." dedi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.
Özel, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği, ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna, ‘hayır’ demek düşmez. Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye ‘hayır’ diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var ve esas Türkiye orada kazanacak. Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye’nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele; heyecan verici, umut verici mesele orası.
‘TOPLUMSAL DESTEK AZALIYOR’
Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine, ötesinde Abdullah Öcalan’ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir; bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum: Toplumsal destek azalıyor, toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı, toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında doğrudan sorduğunuzda, ‘terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin’ toplumun yüzde 90’ı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda yüzde 55’e düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan ile ilgili bir soruya geldiğinde iş, destek bir anda yüzde 10’ların altına geriliyor. Hal böyleyken ‘Öcalan’a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a adada bir ev yaptık…’ Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysaki şimdi toplumsal desteği artırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var.
‘BENİM KİMSEYİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK GİBİ BİR NİYETİM YOK’
Ben Abdullah Öcalan’ın adada ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş’ın, Figen Hanım’ın, tüm siyasi tutsakların, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum. Kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan ‘Bizi anlayan birisi çıktı’ diyen de oldu. Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğimiz söylendi. Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele, madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi demokratikleşme. Benim söylediğim Demirtaş’ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak Gezi Tutsakları da çıkacak Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak.
‘BENİM MESELEM…’
Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında, kayyum sorunu ortadan kalkacak. Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi Siyasi Ahlak Yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi, yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. ‘Teröriste ‘terörist’ densin; gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın’ diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık. Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var. Yedinci maddede açıkça ifade edilen bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben, Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır, isteyen barışır. Bir kavga var mı, onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları.”
Adobe Acrobat Reader,
Ben ortada kaldırılacak bir sivil örgütlenme olduğunu görmüyorum.
Bugün Türkiye'de ne yasa var, ne kanun var. Bunların hepsi sembolik unsurlar. Bu demokrasi tiyatrosunda sadece güç belirleyici unsur, başka hiçbir şey değil.
Türkiye siyaseti 2000'li yılların başlarından itibaren ilmek ilmek dizayn edildi. Muhalefet zaten kazanamayacaklardan oluşturuldu. İktidardaki abiler de birilerinin işine yaradığı sürece orda tutuluyorlar, hepsi bu.
Motorine, bu gece yarısı 4 TL 9 kuruş indirim bekleniyor. Motorinin litresi, bu indirimle birlikte 100 TL’nin altına inecek. Sektör kaynakları, motorin fiyatlarının 100 TL altında tutunmasının gerek küresel koşullar gerekse de ÖTV tutarının gelecek aylarda artırılacak olması nedeniyle mümkün görünmediğini söyledi.
Brent petrol ve küresel piyasalarda benzin ve motorinin ton fiyatları, Orta Doğu’dan petrolün piyasalara ulaşması için alternatif yollar bulunabileceğine yönelik beklentilere bağlı olarak düştü.
Brent vadeli kontratları yüzde 1 düşüşle 103,77 dolara geriledi. ABD ham petrolü (WTI) yüzde 1 kayıpla 100,88 dolara indi.
Motorinin metrik ton fiyatı, Orta Doğu’daki gerilim sonrasında salı günü bin 568 dolara kadar çıkmıştı. Perşembe günü gerilemeye başladı. Küresel piyasalarda motorinin tonu, bin 484 dolardan işlem görüyor.
Motorine, bu hafta önce 6 TL 62 kuruş, ardından da 4 TL 62 kuruş zam yapıldı Bu zamlarla birlikte bir litre motorinin fiyatı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez üç haneye çıktı ve 100 TL’yi geçti. Bazı illerde (Van, Bitlis, Iğdır gibi) 103 TL’yi de aştı.
Motorine, küresel piyasalarda ürün fiyatının gevşemesi üzerine bu gece indirim bekleniyor. Sektör kaynakları, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada, “Bu gece yarısı 4 TL 9 kuruş indirim söz konusu” dedi.
Kaynaklar, motorin fiyatlarının 100 TL’nin altında tutunmasının gerek küresel koşullar gerekse de ÖTV tutarının gelecek aylarda artırılacak olması nedeniyle mümkün görünmediğini belirterek, “ÖTV miktarı, ekim ayında 3 TL, kasımda 3 TL, aralıkta 3 TL artacak. 3’er TL’lik artışların üzerine yüzde 20 KDV konulacak. Bu da fiyatları yukarı taşımaya devam edecek” diye konuştu.
Benzinde bir fiyat hareketi söz konusu değil. (ANKA)
Bölücü terör örgütü PKK’nın çatı yapılanması KCK’nın Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemi Bayık, Kürtçe yayın yapan Nuçe TV’ye Kandil Dağı’nda verdiği röportajda açılım sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Bayık, çerçeve yasanın kendi taleplerine uygun olmadığını söyledi.
“Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi çıkarlarına göre çıkardı, bizim taleplerimize göre değil” diyen Bayık, şöyle devam etti:
“Bizim açımızdan önemli olan, Apo’ya bu süreci yürütebilmesi ve başarıya ulaştırabilmesi için şartların ve imkanların sağlanmasıdır. Çıkarılan bu yasada Kürt sorununun çözümünün temelleri bulunmuyor. Önder Apo, Kürt sorununu masa başında çözmek istiyor. Bahçeli bazı açıklamalar yaptı, bu konuya resmiyet kazandırdı. Bu bizim için önemlidir. Eğer Önder Apo’nun önünü açarlarsa ve çalışmasına izin verirlerse, bu süreci başarıya ulaştırabilir.”
‘APO’NUN YANINA GİTMEMİZ GEREKİYOR’
Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için İmralı Adası’na gitmek istediklerini aktaran Bayık, şunları konuştu:
“Yasa Meclis’e girene kadar bazı çalışmalar yapıldı. Özellikle Apo bu çalışmaları yürüttü. Bunun üzerine yasa çıktı. Konuşmalardan daha çok, siyasi ve hukuki alanda pratik adımların atılması gerekiyor. Bu yeni bir aşama. Bu aşamada hem siyasi hem de hukuki anlamda pratik adımlar atılması gerek. Yasa bu adımı hazırladı. Gazeteciler ve danışmanlar Apo ile görüşmeye gitmeli. Apo Türkiye toplumuna seslenirse oluşan kaygılar ortadan kalkar. Bazı siyasetçilerin ve akademisyenlerin de İmralı’ya gitmesi gerekiyor. Bunların önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi gerekiyor. Kürt ve Türk toplumunda çok fazla kuşku var. Apo’nun hitabı bu kuşkuları ortadan kaldırır. Türkiye’nin yaklaşımı bizde de kuşkular oluşturuyor. KCK’nın da İmralı’yı ziyaret etmesi gerekiyor. Bizim de Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu doğal bir şey. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez.”
‘ÖCALAN ÖZGÜR OLMAZSA SİLAH BIRAKMAYIZ VE TÜRKİYE’YE GİTMEYİZ’
Bayık, açılım süreci kapsamında silahsızlanma ve örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönüşüyle ilgili yaptığı değerlendirmesinde, Öcalan özgür olmadan silah bırakmayacaklarını ve Türkiye’ye dönmeyeceklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye’ye gitmeyiz. Eğer silah bırakacaksak demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkımızın olması gerekiyor. Aynı zamanda yasaların değiştirilmesi gerekiyor. Türk hukukunda Kürtler yok. Değişiklik yapılmazsa Kürtlerin her türlü baskı altına alınması ve yok edilmeye çalışılması devam edecektir. Türkiye bu zihniyetle devam ederse zarar görecektir. Türkiye devletine güvenimiz yok ve kuşkuyla yaklaşıyoruz. Kayyımlar devam ediyor. Şimdiye kadar siyasi tutuklular serbest bırakılmadı. Aralarında birçok hasta da bulunuyor. Cezaevlerinin boşaltılması gerekiyor. Terör listesinden de şimdiye kadar kimse çıkarılmadı. Eski siyasetten değişen bir şey yok. Bundan kaynaklı kaygılar var. Bu kaygıların ortadan kalkması için somut adımların atılması gerek. Her şeyi silah bırakmaya sıkıştıran bir anlayış var.”
‘MAZLUM ABDİ GÖREVİ KABUL ETMEMELİYDİ’
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın danışmanlığına atanan PKK/YPG elebaşı Mazlum Abdi hakkında konuşan Bayık, Abdi’nin görevi kabul etmemesi gerektiğini savunarak, “Mazlum Abdi, hiçbir görev kabul etmeyeceğini ve halkının içinde olacağını söyledi. Bu açıklaması yerindeydi. Ancak son dönemde Şara’nın danışmanı oldu. Eğer Kürtler adına olsaydı, o zaman sorun olmazdı. Mevcut eleştiriler yerindedir. Biz de eleştiriyoruz; çünkü kabul etmemesi gerekirdi. Şara’nın Kürtlere ihtiyacı var. Ancak Kürtler birbirlerine dost olursa dostları olur. Bunun dışında, ‘Bu Kürtlerin dostudur’ diyebileceğimiz bir güç yoktur. Ancak bu, ilişkiler kurmadığımız anlamına gelmez” diye konuştu. (ANKA)
AKP Adana İl Teşkilatı'nda konuşan Akın Gürlek "2028 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek. Hep birlikte Türkiye Yüzyılı'nı seçtirmemiz gerekiyor" dedi.
Bingöl Valiliği, Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Ve Dul Yetimleri Derneği'nden 'kardeşlik' temalı yürüyüşe katılmalarını istedi.
Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Ve Dul Yetimleri Derneği Genel Başkanı ve terörle mücadele gazisi İdris Tuğunmuş, Veryansın Tv’de Açık Gündem programına katıldı.
Burakhan Başaran’ın sorularını yanıtlayan Tuğunmuş, Bingöl Valiliği tarafından derneklerine bir yazı gönderildiğini duyurdu.
Yazının içeriğine değinen Tuğunmuş, 19 Eylül Gaziler Günü münasebetiyle gönderilen yazıda kendilerinden 18 Eylül’de düzenlenecek “Kahramanlarla Kardeşlik Yolunda 19 Eylül Gaziler Günü Yürüyüşü” katılmalarının istendiğini aktardı.
Valiliğin düzenlediği yürüyüşe katılmayacaklarını açıklayan Tuğunmuş; alternatif bir etkinlik planladıklarını bildirerek gaziler, şehit aileleri ve Türk milletine çağrıda bulundu.
Tuğunmuş, 19 Eylül 2026 tarihinde, saat 09.30’da Milium AVM önünden kortej yürüyüşü başlatacaklarını ve “Gaziler yaşayan anıtlardır”, “Vatan Size Minnettardır” ve “19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun” yazılı pankartlar ve Türk bayrakları taşıyarak Valilik Çelenk Sunma Alanı’na kadar “kararlılıkla” yürüyeceklerini duyurdu.
Sosyal medya hesabından da bir paylaşım yapan Tuğunmuş, “Hal böyle iken, 18 Eylül 2026 tarihinde “Kahramanlar ile kardeşlik yolunda” temasıyla bu anlamlı günün bir gün önceden kutlanmaya çalışılması son derece manidardır. Söz konusu yürüyüşe derneğimiz ve şahsım olarak kesinlikle katılım sağlanmayacaktır. Dernek olarak, asıl ve anlamlı günü olan 19 Eylül 2026 tarihinde, saat 09:30’da Milium AVM önünden kortej yürüyüşümüz başlayacaktır. “Gaziler yaşayan anıtlardır”, “Vatan Size Minnettardır” ve “19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun” yazılı pankartlarımız ve Şanlı Türk bayraklarımızla Valilik Çelenk Sunma Alanı’na kadar kararlılıkla yürünecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” dedi.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde çekerek sosyal medya hesabından paylaştığı video tartışma yarattı. Sakık, ilçedeki dağlarda yer alan “Türk, öğün, çalış, güven”, “Ne mutlu Türk’üm diyene” ve “Her şey vatan için” sloganlarını hedef alarak bu ifadelerin “ırkçılığı ve tekçiliği çağrıştırdığını” savundu.
Sakık, Doğubeyazıt’ta çektiği bir videoda “Bir tarafta yüzyıllık Kürt sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesi için çaba sarf edilirken, bir tarafta bu topraklar üzerinde ‘Türk, öğün, çalış, güven’, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’, ‘Her şey vatan için’ gibi sloganlar var. Bu dağlar çok ölüm gördü. Kürt çocukları öldü, Türk çocukları öldü. Kürt çocukları, o tekçi, ırkçı, asimilasyon politikalarına karşı dağlara gittiler, yaşamlarını yitirdiler. Bugün yüzyıllık Kürt sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesi için hepimiz çaba sarf ediyoruz. Artık Kürt ve Türk çocukları ölmesin diye büyük çabalar sarf ediliyor. Ama hâlâ bu dağlarda ırkçılığı, tekçiliği çağrıştıran sloganlar var. Bunların bir an önce ortadan kalkması lazım. Artık eğer büyük barıştan bahsedeceksek, eğer büyük bir gelecekten bahsedeceksek, Kürtlerin realitesine, Kürtlerin hassasiyetlerine dikkat edilmelidir. Bu dağlar hepimizin, bu toprak hepimizin. Ama bu dağlar, bu topraklar artık milliyetçi, ırkçı söylemlerden yoruldu” dedi.
KARDEŞİ 33 ŞEHİDİN KATİLİYDİ
Sırrı Sakık’ın kardeşi Şemdin Sakık, ‘Parmaksız Zeki’ kod adıyla PKK’nın eski üst düzey yöneticilerindendi. 1993’te, 33 erin şehit edildiği Bingöl saldırısı başta olmak üzere pek çok eylemi planlayıp yönetmişti. Sakık daha sonra da Ergenekon davaları döneminde gizli tanıklık yapmış; terör örgütü lideri olma iddiası ile tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a karşı tanık olarak çıkarılmıştı.
Ümit Özdağ: Amaçları Kürdistan’ı kurmak
Zafer partisi Lideri Ümit Özdağ, Sırrı Sakık’a tepki gösterdi ve “Amaçları hiç bir zaman barış, demokrasi, hukuk devleti olmadı. Kravatlı, kravatsız teröristlerin hedefi toprak ve egemenlik elde etmek” dedi. Özdağ şöyle devam etti: Amaçları, Sivas’a kadar uzanan, kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz’e uzanan, GAP bölgesini Türkiye’den koparan bir Kürdistan’ı kurmak. Zamana ihtiyaçlar var. Türkiye’yi parçalamadan önce, batıyı birlikte yönetelim, doğuyu biz yönetiriz” diyorlar. Türk milleti bu projeye izin vermeyecek.”
I don't think decisions made in this manner have a very simple correct answer. For example, the commandment in Islam for women to cover themselves is intended for after women reach adulthood. But suppose this person has a religion, and this religion requires girls to wear a headscarf from birth. In that case, this situation may be compatible with equality but contrary to freedom. But if persons who are not yet of legal age are under their parents' responsibility while also being under the state's responsibility, then in this case will they be subject to two separate legal systems: the rules in state buildings and the rules at home and in public space? In this situation, it is difficult to choose a side.
Takma kafana, eninde sonunda her şey geçer, bazı şeyler hariç.
çok iyi
Standart, senden ?
"Çalışıyor ama çal..."
Tüm vatandaşların e-devlet verileri internette çoluğun çocuğun eline düşmüş. Bunlar hâla kimlik doğrulamasından bahsediyorlar. Bu yaptıklarıyla milletin başını daha çok belaya sokucaklar haberleri yok. Belki de var ve istemedikleri kişileri elimine etmek için sahte gerekçe üretmelerine yarıyacak kim bilir.